Doğal Arıcılığın Adresi

Varroa ile Mücadele

Varroa İle Mücadele

Yalnızca bal arılarında görülen varroa hastalığı üremek için bal arısı larvarına ihtiyaç duyar. Yaşamlarını arı kolonilerinde devam ettiren ve arıcılığa en çok sekte vuran dış parazittir.

Varroa paraziti, arıların kanat ve bacaklarında anormalliklere, kısa bacaklılık gibi eksikliklere ve en önemlisi yetişkin bal yapan arıların verim düşüklüğüne sebep olur. Bir kovanın tamamen yok olmasına sebep olduğu gibi başka kovanlara da sıçrama yapabilir.

Varroa, 1960 yılında Apis mellifera cinsi bal arılarında ilk defa görüldüğü biliniyor. Türkiye’ye 1976 yılında Bulgaristan’a ayçiçeği balı almak amacıyla götürülüp getirilen kovanlarla geldiği söyleniyor. İlk yıllarda bu hastalıkla mücadele edilecek ilaç olmadığı için arıcılığı ciddi manada etkilemiştir.

Varroa, 1,2mm uzunluğunda, 1.5 mm genişliğinde koyu kahve-kızıl renklerdedir. Dişi Varroalar, delici ve emici ağza sahip oldukları için arıların kanını emerek beslenirler. Varroa erkekleri çiftleştikten sonra ölürler, kışı dişi ergin varroalar geçirirler. Varroaların yaşayabilmeleri için arı larvalarına ya da arılara ihtiyacı vardır.

Varroa Hastalığı ile mücadeleyi arıcıların mutlaka bilmesi ve hastalığa doğru uygulama yapması gerekir. Varroa ile mücadeleye balı hasat ettikten hemen sonra başlanmalı ve arıların bal yapmasına bir ay kala bırakılmalıdır. Petek gözleri kapanmadan varroa mücadesi yapılmalıdır yoksa bir işe yaramaz. Biyolojik, fiziksel ve kimyasal mücadele edilebilir. Bal döneminde biyolojik ve fiziksel mücadele yapılırken bal hasadından sonra kimyasal mücadele yapılmalıdır.